Kültürün Endüstrileşmesi ve Mevlânâ

Kültür, insanların içinde bulundukları çevre, doğa ve hava koşullarından korunarak uyum sağlamak için bulduğu, ürettiği ve geliştirdiği maddi ve manevi her şey olarak tanımlanır, bu alana ilişkin yazılmış pek çok eserde. Ülkemiz ise kültürel zenginliklere ilişkin pek çok örneği bünyesinde barındırmaktadır. Binlerce yıllık Anadolu Medeniyeti bu zenginliğiyle dünyaya çok kültürlülük ile ilgili geniş bir yelpaze sunar. İç Anadolu kültürü; mutfağı, mimarisi, örf-adet ve gelenekleri, giyim tarzıyla kendine komşu diğer bölgelerden ayrılır. Her bölgenin kendine has farklılıkları vardır.

Kapitalizm, bu farklılıkları ve zenginlikleri tek bir ‘şey’e benzetmeye gayret eder. Onun için önemli olan şey farklılıklar değil; benzerliklerdir. Ne kadar benzerlikleri artırılabilirse ekonomik sistem içerisinde onun üretilebilirliği, pazarlanabilirliği ve tüketilebilirliği de o oranda artacaktır. Seçkin kültürün erişilemezliği ile halk kültürünün aşinalığını bir potada eriterek adeta bir hammadde gibi endüstriyel süreçte kültürel unsurları işler, üretir ve onu da tüketilebilir satın alınabilir eşyalara dönüştürür.

Hamburglu liman işçilerinin yemek molalarının kısıtlı olmasından dolayı tercih etmek zorunda kaldıkları hamburgerin, uluslararası markaların bünyesinde yanında sunulan oyuncaklarla nasıl metaya dönüştürüldüğü, alışveriş merkezlerindeki kalabalıklardan görmek mümkündür. Yine tekstil sektörünce moda olarak sunulan farklı kalıp ve modellerdeki kot pantolonların Sanayi Devrimini takip eden yıllarda maden işçilerince sağlam olduğu için tercih edilen bir kumaş türü olduğu ise bir başka ilginç detaydır. Günümüzde özellikle gençlerin sosyal medyada yer imlemesi yapmak ve fotoğraf ile hikaye gibi içerik paylaşmak için uluslararası kahve markalarının önünde oluşturduğu kuyruklar da dönüştürülen kültürel değerlerimizle ilgili bize fikir veren bir başka olgudur.

Birlik ve eşitlik gibi unutulmaya yüz tutan evrensel değerleri adeta yeniden tüm dünyaya hatırlatan Mevlâna ve semâ’ ayinin kendi öz ritüellerinden koparılarak uygunsuz mekan ve organizasyonlarda sunulması, hem bu evrensel değerlerin aktarımındaki kalıcılığını yaralamakta hem de Mevlâna ve semâ’ gösterilerinin turizm açısından ve kültürel açıdan yanlış algılanmasına neden olmaktadır. Düğün, kongre ve alışveriş merkezlerinde kendi ritüellerinden koparılarak, kayıttan çalan ney eşliğinde iki veya üç kişinin ortaya koyduğu belli başlı figürlerden ibaret olması dikkat çekicidir. Bunun yanında işletmelerine ve ürettiği ürünlere Mevlânâ adını veren ticari işletmeler, hediyelik eşya satıcılarının vitrinlerini süsleyen Çin menşeli Semazen figürleri, restoranlarda peçeteler üzerine işlenmiş semazenler, benimseyip kişilerarası iletişimimize ve davranışlarımıza yön vermesi yerine duvar veya vitrin süsü olarak değerlendirilen Mevlânâ’nın yedi öğüdü ve daha niceleri…

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin 800. Doğum Yıl Dönümü nedeniyle Unesco’nun 2007 yılını “Dünya Mevlâna Yılı” ilan etmesi, Mevlevi Semâ’ Törenini de “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi”ne dahil etmesi gibi adımlar ve gelişmeler bu kültürel mirasın korunması adına bir farkındalık oluşturmuştu. Bu süreçte Konya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür Müdürlüğü, üniversiteler, enstitüler ve bu konuya duyarlı sivil toplum kuruluşları, toplumun bilinçlendirilmesi adına azımsanmayacak çabalar ortaya koymuşlardı. Hala bu kurumlarımız söz konusu değerlerin hak ettikleri gibi anılmaları ve benimsenmeleri hususunda çaba göstermekte, yılın farklı aylarında organize edilen ve Aralık ayında da yoğunlaşan çeşitli etkinliklerle ve bilimsel konferanslarla bilinç oluşturulması yönünde adımlar atmaktadırlar.

Tüm dünyada kabul gören bu eşsiz değerler manzumesinin kıymetini bilmemiz ve bu konuda üzerimize düşen hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Mesleğimiz ve bulunduğumuz sosyal çevre her ne olursa olsun bu değerleri koruma, yüceltme ve gelecek kuşaklara aslına uygun biçimde aktarma konusunda gerekli farkındalığı oluşturmalıyız. Sosyal hayatımız, ticari faaliyetlerimiz ve bireylerle olan ilişkilerimizde de bu değerleri öğrenme, benimseme ve bu gönül iklimini koruma bilinciyle hareket etmemiz büyük önem taşımaktadır.

748. Vuslat Yıldönümü’nde Mevlânâ’nın evrensel mesajlarının ve toplumlara bıraktığı değeri paha biçilemez mirasının tüm insanlığı aydınlatması dileğiyle.

Fotoğraf: Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TRTurkish